Dijital Toplum Yeni Bir Dönem Tanımladı

Başlangıçta üniversite öğrencilerinin iletişim platformu olan Facebook geçtiğimiz gün  500 Milyonu geçtiğini duyurdu.  Facebook günümüzde küresel toplumlar için tam bir kilometre taşını temsil etmektedir.

Facebook, bu başarıyı kutlamak ve Dünya’nın 4 bir yanından insanların Facebook hikayelerini paylaşması için  Facebook Stories sminde yeni servisini yayımladı.

Biliyorsunuz ki, Facebook’da geçtiğimiz aylar ve seneler de bir çok sosyal sorumluluk projelerine ve  kampanyalara adım atıldı. Şimdi hikayeleri dinlemek heyecanlı olacaktır.

Haritadan ükemize baktığımızda Çekmeköy ve Ankara olmak üzere 2 tane hikaye görüyoruz.  Ankara’dan gelen hikayeyi aşağıda görebilirsiniz.

Hikayenizi yarattıktan sonra aşktan, sağlığa kadar kategoriye ekleyebilyorsunuz.

Şimdi sizi Facebook ile hikayenizi başkalarınla paylaşmanıza davet ediyorum:  http://stories.facebook.com/

Bir sonraki yazımın global Facebook verilerini slayt ile anlatmak olmasını istiyorum, sizce?

Case Study: Oreo


Warning: strpos() [function.strpos]: Offset not contained in string in /home/isma/public_html/wp-content/plugins/nofollow-reciprocity/nofollow-reciprocity.php on line 55

Facebook’da yiyecek kategorisinin şampiyonu Oreo, Sosyal Medya’da doğru işler çıkarmaya devam ediyor. Oreo, geçen senenin şampiyonu Pringles’i 413.192 sayı fark ile geride bırakarak  case study gösterilme başarısını yakaladı.

Yukarıdaki grafik Pringles’in son 1 ayda kazandığı yeni hayran sayısılarının gün bazlı dağılımını göstermektedir. Çıkışa geçtiği günler kısaca; mikro kampanyalar yaptığı, doğru güncellemeler ile reklamların etkili olduğu günler diyebiliriz.

Yukarıdaki grafik ise Oreo’nun son 1 ay içerisindeki kazandığı yeni hayran sayılarının gün bazlı dağılımıdır. Oreo, ayın ortalarına kadar çarpık bir büyüme gösterirken ay sonu ve yeni ayın ilk günlerinde yüksek bir çıkış yakaladı. Haftalık Oreo bir önceki haftasının +%8’i olarak büyürken Pringles bir önceki haftasına oranla +%3’ü olarak büyüyor.

İkisi arasındaki fark bu şekilde devam ederse Oreo 2010 yılının 1.’si olarak Facebook tarihine geçebilir, Pringles ise giderek alt sıralara gerileyebilir.

Bu yazı, markaların benchmark istatistiklerini devamlı göz önünde tutmalarını hatırlatmak için yazılmıştır.

Bundan sonraki yazımda Oreo’nun bu güzel sonuçları nasıl yarattığını analiz ederek, örnekleriyle paylaşacağım.

Edit: Pringles ile Oreo yiyecek kategorisinde olsa da farklı ürünlerdir. Facebook kategorize etmede ayırmadığı için Pizza Hut’da Food’da inceleniyor, Doritos’da…

Dünya Kupası Twitter’de

Dünya Kupası heyecanı gün geçtikçe hepimizi sarmaya başlıyor. Dünya kupası maçlarını hepimiz  vaktimiz oldukça izlemeye çalışacağız. :)

Sosyal ağlar arasında trendleri takip eden  Twitter yine 2010′a damgasını vuracak bir uygulama geliştirdi.

Dünya Kupası maçlarını izlerken Twitter’de ki insanların maçlar hakkında ne konuştuklarını önümüze getiren bir  World Cup Tweet ve World Cup Popüler tweet uygulaması..

Twitter/worldcup adresine gittiğinizde bütün takımları sıralayan bir ana ekran karşılıyor. Buradan takip yada merak ettiğiniz takımı seçerek hangi takımla oynayacağını görebiliyorsunuz. Ve en önemlisi insanların o karşılaşma hakkında ne söylediklerini izleyebiliyoruz.

Tweet kısmında ise hoş bir sürpriz sizleri bekliyor: Siz  ilişkili keyword’ler ile ilgili bir hashtag koyduğunuzda tweet’inize ilişkili keyword’ün logosu geliyor. Bu özellik ise Twitter ile  Dünya Kupası’na ayrı bir heyecan katıyor.

İlk denememde en çok merak ettiğim maçlardan birtanesi olan Portekiz - Brezilya maçı hakkında konuşulanlara bakmak oldu. Şuan tüm kullanıcılar uygulamayı deneme aşamasında olduğu için güzel bir içerik göremedim.

2. denememde ise birazdan başlayacak olan Güney Afrika – Meksika maçına geldiğim de daha somut tweet’ler görebildim.

Ayrıca World Cup ile ilgili Top Tweet’leri gösteren Twitter hesabı yaratılmış, buradan da güzel tweet’leri görebilirsiniz.

http://twitter.com/toptweets_wc

İyi takipler :)

Facebook’taki Değişim Volume 2

Facebook geçtiğimiz ayda F8 konferası ile bir çok yeniliği hayatımıza entegre etti.  Bir websitesindeki bir ürünü, etkinliği vb bir konuyu Facebook connect kurmadan beğenmeye başlamıştık. Ve bununla beraber Facebook’ta ki sayfalara hayran olmaya değil beğenmeye başladık.

Geliştirilen uygulamalar ile beraber bir arkadaşınız gezmiş olduğu websitesinde, beğendiği yılbaşı kartvizitini sizin gizlilik ayarlarınız uygun olması dahilinde size yollayabilir.

Bunun hem spam haline dönüşmemesi  hemde bireyin Facebook kullanımındaki özeline aykırı olmaması için Facebook’ta gizlilik ayarlarına yenlikler geldi. Bununla beraber:

  • Facebook’taki kişiselleştirme deneme programı ile Facebook’un seçmiş olduğu ortak siteleriyle hızlı iletişim kurabilme özelliğinin izni gizlilik ayarlarına (Yelp.com, Microsoft Docs.com, Pandora) eklendi.
  • En önemli özellik ise: Arkadaşların uygulamalar  ve internet  siteleri aracılığıyla seninle ilgili neler paylaşabilir?

En önemli değişimin arkadaşlarınızın uygulamalar ve internet siteleri aracılığıyla sizinle neler paylaşabileceğini ayarlama özelliğinin olduğunu düşünüyorum.

Örnek vermek gerekirse; dış sitelerden size paylaşımlar, istekler, uygulamalar gelebilir. Buna izin
verebilir ya da
ayarlarınızı gizli tutabilirsiniz.

Bu ayarı herkes tarafından görülebilir bir şekilde ayarlamak size gelen istekleri daha da kişiselleştirilmiş yapabilir.

Ayarlarınızı güncellemek için Facebook Private  Settings adresini ziyaret edebilirsiniz.

2 saat önce yayınlanan Zuckerberg’in konu ile ilgili videosunu izleyebilirsiniz.

Facebook ve Sosyal Medya Süreçleri

<br /> scrolling=”no” frameborder=”0″<br /> style=”border:none; width:450px; height:80px”>
Web’in başlaması, 2000′lerde  blogger’liğin öne çıkması sonrasında 2004′de Facebook’un oyuna dahil olması ve her adımının Sosyal Medya’ya yön verdiği bir süreçten geçiliyor.

Günümüzde Web 2.0 yaşanırken Web’in geleceği konusun da çalışmalar devam ediyor.

Web’in geleceğinde 2 kurgudan bahsediliyor.

1- Basitleştirilmiş

2- Kişiselleştirilmiş

Teknolojinin ve türevlerinin devamlı olarak gelişmesi ile beraber kullanıcılar, anlam karmaşası en aza indirgenmiş olanı tercih etmek istiyor yani en basit olanını…

Web’in geçmişte yaşadığı en büyük sorunlardan biri ise herkese hitap etmesiydi. Web 3.0 devreye gireceği an ile beraber kişiselleştirme trend olacak.
Kişiselleştirilmiş web ile bireylerin karşısına çıkan her sonuç bireyin:

  • Demografik
  • Sosyo ekonomik
  • Hobi ve ilgi alanlarına yönelik olacaktır.
    F8 konferasında Facebook’un kurucusu Zuckerberg de basitleştirilmişi ve kişiselleştirilmişi tercih edeceklerini anlattı.
    F8′de tanıtılan beğen butonu bunun bire bir ispatıdır denilebilir. Beğen butonu web sayfaları ile Facebook’taki potansiyel takipçiler arasında önemli bir bağ kuracaktır. Ayrıca Facebook kullanıcılarının verileri daha etkili kullanılacak hedef odaklı pazarlama tekniği ile aksiyonlar daha etkili sonuçlar daha yüksek olacaktır. Farklı  web sayfalarından beğeniler Facebook’a connect kullanmadan aktarılacaktır.

Hiç bu kadar ‘’sosyal” ve çift yönlü iletişim kurulamamamıştı…

Facebook’ta her şey daha bir kişisel daha bir odaklı olacak ve önemini kavramaya başlayan markalar Sosyal Medya mecralarında  daha da sık görülecek. Yeni buton ile  bireyler beğenilerini  daha kolay paylaşabilecekler.

F8 konferasında güne damgasını vuran en önemli noktalardan biri de konferansta duyurulan Facebook Open Graph API ‘ydi. Online itibar takibinde monitoring programlarına büyük kolaylıklar sağlayacak. Facebook API ile Womm gibi kurgular rahatlıkla izlenebilecek ve ölçülebilecektir.

Sosyal Medya artık pazarlama ve CRM aracı olarak hayatımızda daha da yer alacaktır.

Not: Yazıyı başlığın altından beğenerek yeni like butonunu test edebilirsiniz :)

Facebook Topluluk Sayfası’nı Duyurdu



Facebook’ta sayfa yaratmak ve yönetmek gruplardan daha eğlenceli ve profesyoneldir. Fakat Facebook’un terms’lerde belirttiği kurallara uymayan sayfalar kapatılıyor.

Facebook’un sayfa terms’lerinde belirttiği en kesin madde:  ”İşletme, sanatçı, kurum vs değilsen sayfa açma, grup aç” Bu şekilde Facebook  insanları grup açtırmaya yönlendiriyordu.

Facebook gruplarının da yetersiz kaldığı noktalar vardı. Bunlardan başlıcaları 5.000 kişiden sonra mesaj atılamaması, istatistiklerin ölçümlenememesi, domain alınamaması, pages data’da yer verilmemesi gibi…

Facebook kısa bir süre önce Topluluk Sayfasını tanıttı. Açıklamasında: ”Bir Topluluk Sayfası oluşturarak en sevdiğin hedef veya konu için destek sağla. Çok popüler olursa (binlerce hayran çekerek), Facebook topluluğu tarafından benimsenir ve sürdürülür.’’

Topluluk sayfası açarak sevdiğiniz konular hakkında sayfalar oluşturarak içerikler paylaşabilirsiniz, bu şekilde sayfanızın da copyright hakkı ihlalinden kapatılması gibi bir derdi olmayacaktır. Facebook’un hizmetleri içerisinde olan page data’dan yararlanabilecek, istatistikleri ölçümleyebilecek, sayfaların SEO konusundaki avantajlarından yararlanabilecek, domain alabileceksiniz. Bu yeni sayfa türünün eksik tarafı ise hayran güncellemesinin olmaması sıkıntı yaratabilir.

Sosyal Medya Kullanıcı Kategorileri




Hepimiz sosyal medya mecralarını ama aktif ama pasif şekilde kullanıyoruz. Bu yazıda herkesin bir kategorisinin olduğunu ve yazı sonunda hangi kategoride olduğunuzu görebilirsiniz. Bu yazının sonunda kendime sorduğum tek soru ”markalar bu kategorileri baz alıyorlar mı?” oldu. Sosyal Medyadaki markalar yarattığı etkinliklerle yada yaptığı hoş sürprizler ile müşterisinin yanında olduğunu gösteriyor fakat bütün müşteriler ile beraberler mi sorusunun cevabına çekimserim diyebilirim ama yazının sonunda markaların hangi kategoriler ile ilgilendiğini görebilirsiniz.
6 basamaklı bir merdivenin olduğunu düşünürsek,  bunun en alttan en üste doğru sıraladığımızda; İnaktifler, seyirciler, katılımcılar, toplayıcılar, eleştirmenler ve yaratıcılar bulunur. İnaktifler, sosyal medya mecralarında pasif  hatta sosyal medyayı bilmeden kurguya katılan insanlardır.
Seyirciler ise blog yazarlarını okuyan arkadaşlarına video gönderip, gönderilenleri seyredenler, podcast’ları dinleyenler, forumları takip edenler ve marka için konuşan müşterilerin görüşlerini inceleyenlerdir. Merdivenin orta katında olan profil ise katılımcılardır. Sosyal mecraları az da olsa tanıyan, bu tarz sitelere ziyaretler gerçekleştiren ve kullananlar diyebiliriz. Benim görüşüme göre: İnaktifler,seyirciler, katılımcılar  Türkiye’deki nüfusunun tamamı diyebiliriz.  (Ufak bir kesimi koruma altına alırsak)
Diğer kalan 3 kategoriden 3. sü toplayıcılar… Toplayıcılar RSS’leri, youtube linklerini, google reader’ı kullanan, oylamalara katılan ama içerik geliştirmeyen bir bütünün ufak bir parçası olan kitledir. Top 6′da 2. listede ise eleştirmenler bulunuyor. Sosyal mecraları daha önceden keşfetmiş, yatırımını yapmış ve yenilikleri takip eden kitle diyebiliriz. Bu kitle markaların servislerini değerlendirir, bloglara yorum yapar, wikileri editlerler, görüşlerini ve bildiklerini paylaşmak için blog tutarlar.
Düşündüğümüzde ise Friendfeed’deki kitlenin büyük bir bölümü diyebiliriz.
Markanın en çok dikkat etmesi gerektiği noktanın eleştirmenler olduğunu düşünüyorum. Tozdan nem kaparlar, nasıl olması gerektiğini değil sadece yapılanın yanlış olduğunu düşünürler ve dile getirirler. Merdivenin en üst sırasında ve Türkiye’de çok nadir bulunan kesimi temsil eden grup ise yaratıcılar. Blog yazmak, viral video yaratmak, makaleler yayınlamak gibi eğilimlerde bulunurlar.
Siz hangi kategoridesiniz?

Sosyal Medyada 2 Neden?

Altın kural: Kullanıcının elinde olan şahsi hakimiyeti kullandırmaya çalışmak zor bir iştir.

Sosyal Medyaya markalar her ne kadar sıcak baksa da şu sorunun    kafalarında soru işareti olduğunu biliyoruz:  ” Neden insanlar    Facebook’ta bize hayran    olsunlar

Neden hayran oluyorlar sorusunu basit bir kaç neden altında toplamak istersek aşağıdakiler bize yardımcı olabilir.

İnsanlar tek taraflı iletişim kaynağı olan medyadan bıktılar. ”Artık onlarda bir şeyler söylemek istiyor

Markanın yeni ürünlerinin haberi ayaklarına gelmesini istiyorlar.

Sürprizler yaşamak istiyorlar.

Diğer insanların ürün yada marka hakkında ne düşündüğünü görmek ve gerektiğinde tartışmak istiyorlar.

Televizyondaki bulamadıkları insancıl yaklaşımı mecralarda hissetmek istiyorlar.

Fikir lideri olmak istiyorlar.

En önemlisi: Kontrolün kendilerinde olduğunu biliyorlar.

Peki… Bir markanız var ama topluluk geliştirmenin markanıza ne fayda getireceği konusunda şüpheleriniz mi var? Aşağıdaki saydıklarıma bir göz atsanız?

Focus grup yaratarak yeni çıkan ürünleriniz hakkında ne düşündüklerini sorabilirsiniz.

Bir kriz konusunda samimi açıklamalar ile imajınızı düzeltebilirsiniz.

Markanızın temsilcilerini sosyal medyaya sokarak müşteriler ile sohbet ettirerek, yeni geliştireceğiniz ürün hakkında fikirler alabilirsiniz.

Dışarıdan nasıl göründüğünüzü öğrenebilir, nerelerde hata yaptığınızı sorabilir, öneri alabilirsiniz.

Yeni bir ürün çıkaracağınız zaman bunu sosyal medyada ki takipçilere  cıvıldayarak nabız ölçebilirsiniz.

Ürününüz ile ilgili yaşanan sorunları duyabilir, sorunları çözerek + kazanabilirsiniz.

Kampanyalar düzenleyerek müşterilerinizi dahil eder, onları özel hissetmesini sağlarsınız.

Doğru adımlar atarsanız müşterileriniz sizin PR’ınızı yaparlar ve bunun için sizden para almazlar.

Önceden bir yerde sizin hakkınızda çıkan yorumları görüp  ”eyvah” demek yerine kontrollü içerik geliştirmelerini sağlarsınız.

Senelerden beri şirketler yeni ürünlerinin dijital tanıtımları için micro siteler yaratarak kampanyalar, oyunlar yapmaktadırlar, her sene bu siteleri yeniden tasarlarlar ve kampanya bittiği zaman ertesi seneye kullanılması için bir kenara atarlar. Bunun hoş olmayan tarafı bir daha ki kampanyanız da da 0 kişiden başlamak zorunda olmanızdır. Bir kampanyanızı mecra üzerinden yaptığınızı örnek alırsanız kampanya sonunda örneğin 30.000 kişilik bir topluluk yarattınız, bir dahaki kampanyanız da 30.000 kişiden başlarsınız ve bunun sonucunda daha etkili kampanyalar yaratmış olursunuz.

2 sorunun cevabı olarak umarım tatmin etmişimdir, bir sonraki yazıda görüşmek üzere…

Facebook’un Tavsiye Ettiği Tek Türk Ajans

Promoqube, Dünya’nın en iyi ajansları ile birlikte Facebook’un tavsiye ettiği ajansları listelediği “Preferred Developer Consultant” programına alındı. Peki nedir bu program? Aslında bu programı Facebook’un kendi sözleri ile anlatmak daha doğru:

“We often hear from brands, celebrities, companies, and organizations who are looking for the best resources to start building an application on Facebook.com, optimize a Facebook Connect integration or build a Facebook Page. To help you accelerate your efforts, we are introducing the Preferred Developer Consultant program to connect people to the resources they need to build with Facebook products and technologies.”

Yani Facebook diyor ki; Biz sık sık markalardan, ünlülerden, ve şirketlerden Facebook’u nasıl daha etkin kullanabileceklerine , “en iyi” Facebook uygulamalarına, en iyi Facebook sayfalarını yapan ajanslara nasıl ulaşabileceklerine dair sorular alıyoruz. Bunun için sizi Facebook’un Tercih Edilen ( Tavsiye Edilen) Geliştirici Danışman Programı ile tanıştırmak istiyoruz ki markalar bu ajanslar ile buluşabilsin.

Bu adreste Facebook, Dünyadaki en iyi ajansları topluyor, bir listesini tutuyor ve kendisine başvuran markaların en iyi hizmeti almaları için en iyi ajanslar ile bizzat tanıştırıyor. Aslında, seçilmiş bir ajans olarak neden seçildiğimiz sorusunun cevabını da Facebook’tan alalım:

“You were chosen for the program because of a strong track record in your respective areas. Facebook reviewed work samples, professional references, and company history to determine that you had a strong track record.”

Sonuç olarak, yaptığımız işler bizzat Facebook tarafından incelendi, profesyonel referanslar dikkate alındı ve alanımızda yapmış olduğumuz “güçlü” işler nedeniyle bu programa uygun bulunduk.

Süreçten biraz bahsedeyim: Aslında süreç aylar öncesine dayanıyor. Bu programı ilk duyduğumuzda hemen bugüne kadar yaptığımız işleri ayrıntılı anlatan linkler ile beslenmiş dosyamızı hazırladık ve Facebook’taki kontağımıza aşağıdaki metin ile başvurduk.

“Enclosed is the details of our application for Facebook Preferred Developer Consultant Programme. We helped a number of celebrities, companies and brands so far. And we believe that we can allocate our best resources for them in terms of capability, creativity and experience so that they can achieve the best possible online presence on Facebook.”

Bu Programda tüm Dünya’dan toplam 49 Ajans var.

Bu ajansların büyük bir kısmı – 36 tanesi – Amerika’da ve Facebook ile içiçe çalışan, toplantı yapan şirketler.

Avrupa’dan sadece 11 şirket var.

Türkiye’den ise tek.

Promoqube’nin binlerce kilometre uzaktan Dünyadaki rakipleri ile rekabet etmesi gurur verici. Zaten bu kadar kısa süre içerisinde Türkiye’nin en büyük markaları ile çalışmayı başarmış bir şirketi yakında Global Projelere imza atarken görmek mümkün.

Yaptığımız kurguları, Dünya’da örnek alan birçok ajans biliyoruz. İşlerimizi Avrupa’dan takip eden markalardan teklifler alıyoruz. Hep daha fazla sonuç alabileceğimiz yeni kurgular deniyoruz. Türkiye’de sosyal medyanın gücüne inanıyoruz ve yatırım yapıyoruz. Bu sebeple, kendimiz gibi çalışanlara her zamankinden daha çok ihtiyaç duyuyoruz. Bizimle çalışmak isterseniz bize her zaman ulaşabilirsiniz. Beraber çalışmak dileğiyle…

Ref: http://www.hasanbasusta.com

Coca-Cola Expedition 206 ve Sosyal Medya


Coca- Cola fark yaratacak bir proje ile insanların mutluluklarını araştırması için bir sosyal medya kampanyası başlattı. Proje kapsamında, serüvenin  ilk durağına yani İspanya’ya mutluluk elçilerini yolladı bile. Mutluluk elçileri: TonoKelly ve Tony

Mutluluk elçileri oylama ile seçilen 3 blogger olduğunu belirtmeliyim.  Mutluluk elçileri toplamda 206 ülkeyi ziyaret edecek.

Yolculuk boyunca blog tutuluyor, tweet gönderiliyor, fotoğraflar, video’lar  paylaşılıyor. Coca- Cola’da Facebook’dan Expedition 206 tab’i ile destek veriyor. Facebook  Expedition 206 tab’i ile bir sonraki duraklarını, videolarını, tweetlerini takip edebilir, blog’larını okuyabilir, fotoğrafları inceleyebilir ve arkadaşlarınızın haberdar olması için önerebilirsiniz.

Expedition 206 projesinin bulunduğu mecralar ise:  Flickr, Youtube, Facebook ve Twitter blog için ise Typepad

Twitter‘da şuana kadar 1112 takipçisi bulunuyor. Şimdiye kadar 2 ülkeyi gezdiklerini düşünürsek geriye kalan 204 ülke gezisi sonrasında sayının hangi rakamlara ulaşacağını kestirmek hiç de zor değil. Youtube’da ise 684 takipçi ve toplam sayfa görüntülenme sayısı 3.197 gibi bir sayı karşımıza çıkıyor.

Websitelerini ziyaret ettiğinizde ise mutluluk elçilerine özel sayfalar, gönderdikleri tweetler, videoları ve daha fazlası sizleri karşılıyor.
Elçilerin nerede olduğunu haritadan öğrenebilir, bir sonraki durakları hakkında bilgi alabilirsiniz.

Üç’lü Nisan ayında Türkiye’de olacaklar, sabırsızlıkla bekliyorum.

Bu projenin 2010′nun en renkli ve unutulmayacak projelerinden biri olabileceğini düşünüyorum.

Tony,  Tono ve Kelly kısa tanımak istersek aşağıdaki videoyu izleyebiliriz.

Ürünün yayılma süreci

Yeni bir ürün satışa sunulana kadar 3 ana aşamadan geçer; fikrin doğması, üretilmesi ve pazarlanması.

Pazarlama konusu en sıkıntılı aşamadır. Moore bir ürünün tutulmasındaki aşamaları eğrisinde gösteriyor:

Bir ürün çıktığında ürün hakkındaki soru işaretleri oldukça fazladır. Yenilikçiler; ürünün çıktığı alanı takip eden cesur alıcı kitlesidir. Alan kişi ister ihtiyacı olsun ister olmasın sadece sahip olmak için ürünü alır. İlk bu grubun almasının dezavantajları da vardır bu dezavantajlardan  en önemlisi ise; ürüne yeterli zamanı ayıramadıkları için yakınlarına gerekli tavsiyeyi yapmayacaklardır.

( Pazarlama aşamasında alın size bir sıkıntı)

Hemen benimseyenler grubu ise ürün piyasada adını duyurmaya başladığı zaman ürüne şans veren yada yenilikçilerin önermeleri sonucu ürünü satın alan gruptur.

Yenilikçi ve hemen benimseyenler grubunda üründen sağlanan gelir oldukça düşüktür çünkü  ürünün hedef kitlesinin çok azıdır.

Erken çoğunluk genelde önermeler sonucu ve ürüne ihtiyacı olduğu için ürünü satın alan kitledir. Bana göre en önemli kitle burasıdır. Çünkü ürünü 360 derece test edecek ve kullanacak kitle burasıdır. Sonraki kitle yenilikçi, hemen benimseyenler, ve erken çoğunluğun önerileri ve ürün hakkındaki olumlu görüşlerin olumlu düzeye oturduğu zaman alan kitledir. Bu grupta ürünü uzun süreler kullanan kitledir, üründen maksimum fayda sağlamayı tercih ederler. En son aşamadaki grup ise geç kalanlar grubudur. Ürünü almak için en sonu bekleyen grup ürünün hedef kitlesinin çok azını temsil ederler.

İşte kısaca  bir ürünün sağlıklı bir şekilde yayılmasındaki aşama süreci budur.

Bu eğrinin bu şekilde gitmesine yardımcı olan nedenlerden biride; ürünün fiyatının zaman içerisindeki seyridir.

Örneğin bir cep telefonu çıktığında fiyatlarının yüksek olması ve onu deneyen kitlenin o alanın yenilikçileri olarak yüksek ücretler vererek alması ve ürünün erken ve geç çoğunluğunda almasından sonra ürünün hedef kitlesinin azaldığı sürede fiyatın aşağıya çekilerek geç kalanlara sunulması da bu eğriyi destekliyor.

.

Google Buzz

Facebook 0′dan türemiş bir fikir olduğu için kitaplarda en başarılılar listesinde yer alabilir. 0′dan başlamasıyla birlikte kısa vadede Dünyanın en büyük nüfusuna sahip olan Ülkeler arasına girdi.

Google Buzz’a gelecek olursak, Google halihazırda 170 milyona yaklaşan kullanıcısının hesaplarına buzz’u entegre edecek. 0 ile 170 Milyon ile başlamanın arasında çok büyük bir fark olduğu için Google buzz kitaplarda yerini alamayacak, tüketip çöpe atacağız. Ama Google’ın kullanıcılarına sunduğu, kullanıcılarının kendilerini özel hissetmelerini sağlayacağı bu uygulama tabi ki uzun süreler gündemden düşmeyecektir.

Google Buzz neye benziyor sorusu sorulduğunda kısaca: Friend Feed diyebiliriz.

Gmail’in içerisine entegre edilecek, arkadaşlar ile paylaşım yapılacak, mobil olarak güncellenebilecek. Ayrıca şimdiden Picasa, Google Reader, YouTube, Flickr, Blogger ve Twitter ile entegrasyonu sağlıyor.

Şimdilik ise Android ve İphone uygulamaları olarak bize sunulabilecek. Bu stratejiyi izlemelerinin nedeni ise fikir virüsünü kimlerin yayabileceğini bilmelerinden dolayıdır. Fikirin yayılma süreci hakkında buradaki yazımdan bilgi edinebilirsiniz.

Fikir Virüsünün yayılmasında Google Buzz stratejisine gelirsek: Teknolojiyi sıkı takip eden azınlık kitle ”özel kitledir” İlk benimseyecek kitle refah düzeyine ulaşmış, İphone ve türevi telefonları kullanabilen kitledir.

Burada çok güzel bir strateji izlemiş Google…

Sosyal paylaşımın önemini bilenler nasıl kullanabileceğini düşünüyor ve buluyor. Yakın da ise Nokia, Samsung vs markalarda kendi kullanıcılarına özel sosyal paylaşım ağları çıkaracağını düşünüyorum.

İyi seyirler…

Fake 2.0

Web 2.0′ın çıkmasıyla birlikte her alanda 2.0 icat edilmeye başlandı yada öne sürülen fikirlerin hepsi 2.0 olmaya aday.

Hangisi uzman otoriteler tarafından doğruyu destekliyor yada güvenilir tartışılır ama ben bir şeyin 2.0′ının olduğunu ve herkesin bunu göremediğini düşünüyorum.

Adı fake 2.0 …

İnternete giriş zamanlarımızı düşünürsek en çok aranan ve ilgi duyulan siteler arkadaşlık siteleri, partner ve sex siteleriydi.

Pazarlaması 3 şekilde gerçekleştirilirdi.

1) Sitedeki bir kadın size mesaj atar sizden de atmanızı isterdi. Atmak istediğinizde ise premium hesabı alma şartı koşulurdu.

2) Mailing yöntemiyle postamıza gelen bir maillerde: ”Ben Alev seni şu sitede bekliyorum.”

3) Banner yöntemi: Bu yöntemde ise ”ayça002 seni arıyor.” tarzı basit bir yöntem.

Bu 3 seçenekle karşılaşmayan yoktur sanırım.

Fake 2.0 sosyal mecraların kullanılmasıyla başladı.

Gerçek insanlar sosyal ilişkilerini kurmak ve yönetmek için mecralara yöneldi. Müşterilerinin nerede olduğunu öğrenenler ise organik yönden kitleyi çekmeyi bilemedikleri sahte hesaplar ile mecralara yelken açtılar.

Sosyal Mecralardaki postlara, içeriklere ”beni ekleyin” gibi yorumlar yazarak meraklı olan kitleye ürünlerini yada fikirlerinin pazarlamasını yapıyorlar.

Bu tarz profillerin sonucunu merak ettim ve Facebook’ta bir fake profile arkadaşlık teklifi yolladım. Kabul edildiğimin hemen sonrasında grup, sayfa davetleri gelmeye başladı. İçerik olarak de şu siteden şunu satın alabilirsiniz.

Herkes bir şekilde 2.0′a ayak uydurmaya çalışıyor kimisi organik yönden kimisi inorganik yönden.

Organik çalışmalarınızın bol olması dileğiyle…

Ürünün Yayılma Süreci (2)

Bir önceki yazımda ürünün ilk alıcı kitlesinin o sektörü takip edenlerin ve hemen benimseyenlerin olduğunu söylemiştim. Erken ve geç çoğunluğun ürünü satın alma aşaması genelde çok uzun sürer, birde geç kalanların satın alması var unutmayalım…

Çoğumuz bir ürün satın alacağımız zaman kullananlara sorma ihtiyacı duyarız. Forumlara, micro bloglara, sosyal medya sayfalarına göz atarız ve genelde ne kadar araştırsakta ürünü satın almak için hemen ikna olmayız.

Yeni bir markanın yeni ürününün yayılma süreci çok uzun sürüyor.
Yeni bir telefon markası en gözde ürününü piyasaya sunacağını düşünürsek; (Ürünün yayılma  süreci anlattık biliyoruz.)

Benim önerim: Ürünün satışının yanında onun yayılmasını hızlandıracak bir kampanya,

önerileri hızlı bir şekilde ürünü kullanıcısından duyuracağımız bir sosyal medya platformu.

Bu ürünün hemen alıcısı ürüne şans verecek kitle, o cesur ve teknoloji seven takipçi kitlesidir. Ürünün yanında kampanyaya katılma şifresi olsun. Şifre ile ürünün sosyal medya sayfasında oluşturulan bir uygulama ile ürün hakkındaki görüşlerini sunsunlar. Tabi bunu ürünü alan insanları kampanyaya çekebilmek için havucu kurgulamakta lazım. İkonik bir hediye verdiğimiz bir kampanya olduğunu düşünürsek, ürünü satın alanların bir kısmının kampanyaya katılacağını düşünüyorum. Bu şekilde insanlar ürünü kullananlara hızlı bir şekilde ulaşabilir, ürünün anti fake profillerinin yorumlarından sıyrılmış olurlar.  Hemen benimseyenler grubu da kampanyaya katıldığı zaman, ürünü araştıran ve ürünü 360 derece kullanacak olan kitle ürünü daha kısa bir sürede satın alabilirler diye düşünüyorum.

Sizin bu konu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Veri Tabanlı Pazarlama

Veri tabanlı Pazarlamanın önem kazanmasını Customer Relationship Management (Müşteri İlişkileri yönetimi) sağlamıştır.

Veri tabanlı pazarlama ile müşterinin hangi ürünleri ne kadar ve ne kadar sıklıkla satın aldıklarını yani satın alma alışkanlıklarını , hobilerini, eğitim seviyesini ,sosyal durumuna hakim olunabilir.

Veri tabanlı pazarlamanın yararlarına gelince ;

Pazarlama bütçesinin daha etkin bir şekilde kullanılmasını sağlar.

Müşteri ile sağlam ve uzun süreli bir ilişki kurmaya yardımcı olur.

Müşteri memnuniyetini arttır.

Mevcut ve potansiyel müşteriler hakkında çok değerli bilgilerin elde tutulmasına olanak verir.

Yeni yada mevcut ürünün geliştirilmesinde yardımcı olabilir.

Veri tabanlı pazarlama sayesinde pazarlama faaliyetleri ölçülebilir.

Müşteri ihtiyaçlarının önceden tahmin edilmesini sağlar.

Kaybedilmiş müşterileri kazanılmasında yardımcı olur.

Müşteri veri tabanında bulunması gerekenler verileri şöyle sıralayabiliriz;

Demografi;

Cinsiyet, yaş (Doğum tarihi),  medeni Durumu, eğitim durumu, meslek,  gelir

İletişim Bilgileri;

Adres (Ev ve iş adresi),  telefon (ev, iş ve cep telefonu), E-mail

Sosyo ekonomik yapı;

Sosyo ekonomik statü, sahiplik (Ev, araba, elektronik eşya)

Hobi ve ilgi alanları;

Medya Tercihleri;

Televizyon, radyo, dergi,  gazete, internet

Alışveriş alışkanlıkları;

Alışveriş sıklığı, alınan ürün veya hizmet, alınan ürün veya hizmetin miktarı

BMW ve Sosyal Medya

Kendime bir marka seçtim ve 1 günümü bu markanın Sosyal Medya çalışmalarını incelemeye ayırdım.

BMW  lüx otomobiller sınıfına giriyor ve bu markanın yeni otomobilleri çıktığı gibi etkileşimi başlatacak ”hemen benimseyenler” grubu var.

BMW için  düşünüldüğünde hemen benimseyenler grubunun olması hem avantaj hem dezavantaj. Çünkü bu markayı severler sosyal mecralardaki hesaplarında BMW ile ilgili paylaşımlar yaptığında ürünü yayarak etkileşimi arttırıyorlar  ama  moderasyonu takip edemiyorlar. Bunun sonucunda ise rakip firmalara bir avantaj doğuyor. ( Sabote et, kendi reklamını ortaya çıkar )

Şimdiye kadar BMW’nin tüketici portföyü orta sınıfıydı. Yeni çıkan  X1 modeliyle genç sınıfa hitap etmek istiyor ve ulaşması gereken kitlenin nerede olduğunu biliyor. ”Sosyal Medya

Sosyal Medya araçlarından  en büyük yatırımı  Youtube  sitesini kullanarak yapıyorlar. BMW’nin en çok olması gerektiği mecra bu, doğru seçim!

Markanın Sosyal Medya vizyonu Twitter ve Facebook sitelerini personeli ile müşterileri arasında bir köprü olarak görmek ve müşterilerini dinlemek.

Bunu tam olarak başaramadıklarını düşünüyorum.

BMW’ nin Sosyal Medyada en büyük problemini ise blog sitesi olarak görüyorum. BMWBLOG; BMW şirketi tarafından onaylanmış bir blog sitesi.  Burada BMW ile ilgili bilgileri ve araç tanıtımlarını bulmak mümkün. BMWBLOG  kendi izleyenleri Facebook ve Twitter sosyal medya ağlarında toplamış bulunmakta. Benim gözümde bir hatadır. Çünkü bu şekilde bir bütünlük oluşturamıyorlar.

2. bir hata ise markanın resmi sitesinde sosyal medya ikonlarının olmaması.  Olsaydı insanlar doğrudan markanın sosyal medya ağlarına katılarak daha güvenilir bir şekilde markayı takip edebilirdi.

Sosyal Medya kampanyalarında ise markanın başarılı olduğunu düşünmekteyim. Kampanyalarından 2 tanesi

1- Need For Speed oyna BMW aracını kullan ve Twitter’ da paylaş.

2- Yeni çıkan otomobilimizi test eden sen ol kampanyası ( Facebook )

İki kampanyada hedefine ulaştığını rahatlıkla görebiliyorum.

BMW’nin sosyal medya istatistiklerini görsel olarak incelemeniz için aşağıdaki slaytı hazırladım.

Deniz Bank ve Marka Sempatisi

Günümüzdeki reklamlarının hepsinin anlatmak istediği bir nokta var. Kimisi en ucuz olduğunu kimisi en kaliteli olduğunu anlatıyor.

Bu reklamların çoğunu beğenmiyoruz hatta bana sorsalardı daha iyi bir reklam yapardım düşüncesinde olanlar bile var aramızda.

Ben bu aralar reklamlardan en çok Beyazıt Öztürk ile Erdal Özyağcılar’ın oynadığı Deniz Bank reklamlarını seviyorum.

Her ne kadar Deniz Bank’ı kullanmasam da bana marka sempatisini kazandırdılar.

Her Deniz Bank ürününe yönelik anlamlı bir reklam. Deniz Bank üretici kredi kartı, Deniz Bank Sea & Miles, Deniz Bank Cebimde Kredi, Deniz Bank Miles & More Kredi Kartı, Deniz Bank Üretici Kart-Petrol Ofisi, Deniz Bank Kurtaran Hesap reklamlarının hepsinde ince espriler… Müşterinin reklamdan alması gereken mesajı itinayla veriyorlar. Özellikle reklamlardan benim favorim Deniz Bank üretici kredi kartı reklamı. Robinson ağabey korkuluktan nasibini alıyor ve neler olduğunu sorarak, Cuma gerekli mesajı müşterilere iletiyor.

Televizyon reklamcılığında son nokta budur diyorum. Birde bu reklamların maliyetini tartışanlar var. Cevabını ben size buradan ileteyim 700.000 tl harcanmış , özel adada çevrilmiş.

Sosyal Medya?

İlkel çağlardaki  kulaktan kulağa markaların duyurulmasının, kampanyaların tanıdıklara bildirilmesinin, şimdiki dijital yöntemidir.

Etki alanı ve kitlesi ilkel yöntemlerden kat ve kat fazladır.

Sosyal Medyada önemli olan 3 özellik ;

İçerik

Medya

Sosyal Arayüz

Sosyal Medyanın amacı online diyaloğu sağlamaktır. Yer ve mekan sınırlaması olmadan sosyal mecra ortamlarında insanlarla iletişime geçersiniz. Bir konu hakkında insanların görüşlerini alır yada siz verirsiniz. Bunları ses, görseller, kelimeler ile yapabilirsiniz.

Markalar Sosyal Medyada ne yapabilir;

Kişiler Bazında olan portföye ulaşabilir. Markanız hakkındaki geri bildirimleri alabilir, online kampanyalar yapabilir, itibarınızı takip edebilir ve yönetebilirsiniz.

Televizyon reklamlarının geri dönüşü her geçen gün azalmakta maliyeti de kurumları düşündürmektedir. Sosyal Medya ile daha az maliyet ile popülerliği getirebilirsiniz.

Kişiler ne yapabilir;

Popülarite kazanabilirsiniz.

Kişisel markalaşmada atak yapmanızı sağlayabilir.

Ağınızı oluşturabilir ve yönetebilir yada yönlendirebilirsiniz.

Görsel olarak ”Sosyal Medya” hakkında hazırladığım bir sunum

Konusu: Sosyal Medyanın önemi, istatistikleri ve müşterilerinizin nerede olduğunu göstermek.

Sosyal Medya Hizmetleri

 Baştan söylemeliyim ki Sosyal Medya hizmetleri  bu açıklayacaklarım değildir ;

  • Sadece facebook’da grup açarak onu 10.000 kişi yapanların verdiği hizmetler. 

Bu açıklamayı neden yapıyorum. Çünkü feed’lerde gördüm. ”İtina ile Facebook grubu açılır.” yazısını ve kendini Sosyal Medya danışmanı ilan edenleri.

  • Ben sadece grup açar, reklamları yönetirim demekte Sosyal Medya danışmanlık hizmetlerinden değildir.
  • Seo hizmetlerini, reklam yönetmeyi, yazılımı, tasarımı, seeding çalışmalarını. uygulamaları, içerik geliştirmeleri bilmeyenlerin verdiği hizmetler.
  • Konusu ile ilgili olmayan yerlere tanıtım yazısı bırakarak insanların ağlara gelmesini bekleyenlerin de verdiği hizmetler.
  • Ben Sosyal Medya uzmanıyım pazarlamadan anlamam düşüncesinde olanların verdiği hizmetler.

İyi bir pazarlamacı sadece fark yarattırabilir.

  • Kendisinin bile online olmadığı mecralarda danışmanlık vermeye  çalışanların verdiği hizmetller.

Geçenlerde önemli bir Sosyal Medya ağında gördüğüm bir danışmanlık şirketi en son ziyaretini  Eylül 2009′da yaptığını gördüm.

  • Sosyal Medya takibini sadece üyelik ve rss’lerden ibaret olduğunu düşünenlerin verdiği hizmetler.
  • Google’ın sunduğu hizmetleri takip etmeyen ve bunları kullanmayı bilmeyen danışmanların verdiği hizmetler.  
  • Daha Sosyal Medyanın tanımını, aracını, gerecini, amacını bilmeyenlerin verdiği hizmetler.
  • Ayrıca6-7 saat workshop ile öğrendim diyerek piyasaya mor ineğim diye atlayanlarında verdikleri hizmetler.

Bunların örneklerini sabaha kadar sıralanabilir ama şuan yapılan en büyük yanlışlar  bunlar. Umarım kimse beni yanlış anlamaz.

Eleştirinin olmadığı yerde başarıda olamaz.

Değerleme Merkezi Yöntemi

Bu yöntem eleman seçme ve değerlendirme sürecinde doğru adayı belirlemek için yapılan bir uygulamadır.

Türkiye’de yaygınlaşmamış bir seçme şeklidir. Çünkü maliyeti fazladır.

Bu uygulamada adaylar ve değerlendiriciler vardır.Değerlendiricilerin büyük bir bilgi

Birikimine sahip olması gerekmektedir.Seçim yapılacak şirket bünyesinde de çalışıyor olabilir.Yada bu işle uzmanlaşmış kişilerle yapılabilir.

dayların işe uygunluklarının belirlenmesi için örnek similasyonlar yani iş benzeri ortamlar oluşturulur.

Genellilkle birden fazla değerlendiricinin olmasında yarar vardır.Son kararı değerlendirmeler sonucunda hazırlanan raporlarla o işin bölüm amiri verir.

Değerleme merkezi uygulamaları ise şöyledir;

Posta kutusu yöntemi

Bu yöntemde kişiye çok değişik el yazılı kayıtlı dökümanlar verilir. Bunlar kısa notlar,kayıtlar olabilir. Adaya 2-3 saat zaman verilir. Önüne konulan bu dökümanları ele alması ve yazılı bir şekilde cevap vermesi istenir. Bu yöntem adayın problem analiz etme, yaratıcılık ve kararlılık gibi özellikleri hakkında bilgi verir.

Lidersiz Grup Tartışması Yöntemi

Adaylardan oluşan gruba 1 saatlik süre içerisinde kendisine verilen bir problemi çözmesi istenir. Değerlendiriciler toplantı esnasında adayları izler ve not tutar. Adaylara verilen süre sonunda her adayın değerlendirilmesi her değerlendirici tarafından ayrı ayrı yapılmaktadır. Bu yöntem adayların problem çözme yeteneği,iletişim becerileri,takım çalışmasına yatkınlığı hakkında bilgi verir.

Gerçekleri Bulma Yöntemi

Bu defa adaya çözüm bulma değil, konu hakkında araştırı ve yaratıcı şekilde sorular sorararak konu hakkında bilgi toplayıp konuyu açıklağa kavuşturması beklenir. Bu yöntem; adayın zeka gücü ve finans, ekonomi,ticaret, organizasyon gibi konular hakkında ne kadar bilgisi olduğu hakkında bilgi verir.

Sunum Yöntemi

Bu defa; adayın verilen bir problemi teşhis edip olup biteni anlayıp bunun hakkında sunum yapması istenmektedir. Değerlendiriciler konu hakkında sorular sorar. Bu yöntemdeki amaç ise adayın sosyal becerileri hakkında bilgi almaktır.

Rol Oynama Yöntemi

Rol oynayan bir kişi ile aday amaca göre bir iletişim kurmaktadır. Örneğin; satış alanında , aday satışı yapan bir kişi ve müşteride rol oynayan başka bir kişidir. Bu yöntemde de adayın sosyal becerileri ve istek gücü hakkında bilgi edinilmektedir.

Sosyal Medyanın İnce Çizgisi

http://www.ismaildagli.com

Uluslararası markalar yeni medya anlayışını benimseyerek, yeni trende büyük yatırımlar yapıyor, artıları da hanesine kazandırıyorlar.
Türkiye’de ise bazı Ceo’lar, müdürler, şirket sahipleri tam olarak anlayamasa da sosyal medya Türkiye’de adını duyurmaya başladı. Markalardan Onur Air Facebook ile uçuyor, Gitti Gidiyor, Turkcell popüler isimlerden ise  Sertab Erener, sosyal medya kampanyalarına en güzel örnekler olarak  gösterilebilir.
Nil Karaibrahimgil’in reklamlarında  oynadığı Hürriyet  ise sosyal medyaya ayak uyduracağının sinyalini verdi. İş ilanlarına baktığımızda ise sosyal medya uzmanı ilanları yavaş yavaş boy göstermeye başladı.

Televizyon reklamları geçtiğimiz senelerde gerçekten başarılı sonuçlar ortaya koydu. Ama artık ne kadar başarılı olduğu düşünülmekte ve maliyetinin fazlalığı farklı çözüm yollarını düşünülmesi gerektiğini ispatlıyor. İnsanların sosyal medya araçlarının  kullanması, telefonlarda uygulamaların artması vb örneklerin artmasıyla birlikte yeni medya anlayışı etkin olarak kullanılmaya başlandı.
Sosyal Medyanın şuan ki durumu  hakkındaki şüphelerimden bahsetmek gerekirse; Sosyal medyanın Türkiye’de tam olarak bilinmemesi ve bunun farkında olan bazı danışmanlık  şirketlerinin tanımını bilmediği sosyal medya konusunda danışmanlık vermesi, sosyal medyanın en önemli noktası olan şeffaflığın art niyetli kullanılması gibi nedenler bu medya anlayışının Türkiye deki geleceğine zarar verebilir hatta kısa süren  bir macera olmasına neden olabilir.

Subscribe to RSS Feed Twitter'den Takip Et!
Improve the web with Nofollow Reciprocity.